Afgan-Türk okulları veli komitesi başkan yardımcısından duygusal konuşma

Afgan-Türk okuluna yapılan baskın ile ilgili, Afgan-Türk okulları veli komitesi başkan yardımcısı Fazl Ahmad Manevi yeni açıklamalarda bulundu..
Mezarı Şerif Başkonsolosluğu militanlarının Afgan-Türk okuluna yapmış oldukları baskın ile ilgili, Afgan-Türk okulları veli komitesi başkan yardımcısı Fazl Ahmad Manevi yaptığı açıklamada Türk okullarına ve öğretmenlere sahip çıktıklarını net bir şekilde ifade etti.

Duygusal bir konuşma yapan zaman zaman gözleri yaşaran,  Fazl Ahmad Manevi şu ifadelere yer verdi; 

Arkadaşlar: Siyer ve tarih kitaplarında şöyle bir olay geçiyor: Hz. Ömer Efendimiz hilafet döneminde sivil polis görevini de yerine getiriyor, geceleri sokağa çıkar, halkının durumunu gözetler ve muhtemel suç ve cinayetleri de önlüyordu. Bir defasında, bir evde yüksek sesle müzik çalındığını duyuyor, duvardan tırmanıp insanların müzik çaldığını ve içki içtiğini görüyor. Bunun üzerine O, onları tutuklayıp derdest etmek istiyor.


Fazl Ahmad Manevi'nin açıklaması -VİDEO...

Ev sahini kendisine hayırdır, ne yapıyorsun diyor. Hem suç irtikab edersin hem neden bizi tutukluyorsun diye cevap veriyor Hz. Ömer. Ev sahibi, biz bir suç işledi isek sen üç suç işledin şeklinde cevap veriyor.

Hz. Ömer, adamın bu cevabına hayrette kalıyor ve adama suçunun ne olduğunu soruyor. Evvela, Kuran-ı Kerim “و لا تجسسو” “tecessus yapmayin” mealindeki ayetle bizi tecessüsten men ediyor. İslami Ahlak da insanların ayıplarını araştırmaktan bizi alıkoyuyor. Halk arasında meşhur bir söz vardır: “Şeriat zahire bakıyor.” diye. Adam devam ediyor, saniyen sen evin duvarından tırmanıp bizi tutukluyorsun halbukı Kuran-I Kerim “و اتو البیوت من ابوابها” ayetiyle bir eve kapısından girmeye bizi emrediyor.

Üçüncüsü Kuran-I Kerim, “لا تدخلو بیوتا حتی تستانسو و تسلمو علی اهلها” ayetiyle bir eve sahibinden izin almadan içeri girmeyin diyor.  Adaleti ile meşhur olan Hz. Ömer, sen haklısın, ben hata yaptım diyerek adamdan özür dileyip evden çıkıyor.

Biz devlet diye anılan Afgan ve Türk devletinin yaptığına şaşıp kaldık. Gördüğümüz gibi, Hırsızca eğitim yuvamıza giriyorlar. Yönetim burada (Kabil), idare burada. Meseleler hukuk dairesinde çözülür. İzin almadan, bilgilendirmeden okula silahlı bir şekilde girmeyi hangi mantıkla izah edersiniz. Bildiğiniz gibi Afgan-Türk okulları 12. Sınıfa kadar çocukları okutur. Dolayısıyla orada okuyan tüm öğrenciler 18 yaşın altındalar ve Afganistan kurallarına göre 18. Yaşın altındakiler çocuk sayılırlar. Sen çocukların harimine girersin.

Afgan Eğitim bakanlığı bu işi yapsaydı yine izahı olurdu. Ama yabancı bir devlet böyle bir suç işliyor. Bizim için yabancı yabancıdır, ister Türk, ister Rus, ister Pakistanlı ya da ister Amerikan olsun. Benim aile ve çocuklarımın harimine kadar silahlı bir şekilde girmeye ne hakkın var? Bu bir cinayet bır işgal hareketi. Maalesef yaptıkları, insanlık dışı ve ahlak dışı bir muamele. Bir insanın yuvasına nasıl girmesi gerektiğini şeriat ve kurallar belirler. Yine de milletimizle gurur duyuyoruz. İşgalcilere karşı yer yer vatanseverlik, izzet ve cesaretini gösteren halkımızla gurur duyuyoruz. Bizim haberimiz olmadan dün Belhli kardeşlerimiz işgalcilere karşı direniş gösterdiler, onları kovup onlara iyi bir cevap vermiş oldular. Biz onlara Aferin diyoruz ve onlarla gurur duyuyoruz.


Duygulandığım için bugün beni bağışlayın. Bir arkadaşımdan bir hikaye dinlemiştim. Rusların Afganistana geldiği dönemde buradan Pakistan’a göçler başlamıştı. Allah rahmet eylesin, Ecmel Han Hotak şöyle bir hikaye anlatıyor.Diyorki biz Afgan hükümetine karşı propaganda yazıp radyoda yayınlardık. Sonra radyo yönetim kurulu, bizden propagandanın daha tesirli olması için bir Afgan’ın peştunca metin okumasını, dolayısıla metni okuyacak Afgan birini bulmamızı istedi. Sonra ben pazarda rastegele Afgan bir manavla karşılaştım. Duruşundan okuma yazma bilen birine benziyordu. Kendisine bize okuma yazma bilen bir Afgan lazım dedim ve iş teklif ettim. Kendisi kabul etti ve benimleradyoya geldi.Kendisine işin detaylarını anlattım ve burada Kabil hükümeti aleyhine propaganda yazdığımızı, onun vazifesi de bu propagandayı okuması olduğunu anlattığım üzere gözünden yaşlar gelmeye başladı. Bana, benden daha haysiyetsiz bir göçmen Afgan bulamadın mı? Ben kendi milletime karşı nasıl propaganda okuyacağım dedi ve çıkmak istedi. O anda uyuyan vicdanım uyandı. Ben de bir Afganım dedim ve bu cesaret bende de olması lazım dedim. Adam çıkmak istedi ama ben elinden tuttum. O andan sonra kendisine maaş vermeye başladık ve çocuklarını okutmaya başladık ve sonuna kadar bu adamla beraber kaldık. Ben de o andan sonra bu işi yapmamak üzere tövbe ettim. Şimdi Türk hükümeti ve onların yerli uşakları Kabilde birkaç tane önemli insan var, gücümüz yetmez, en iyisi biz Mezar-ı şeriften başlayalım demişler. Halbuki bunlar bilmemişler Afganistanın hiçbir köşesi  cesaret ve himmet olarak diğerinden eksik değildir. İnanıyorum ki eğer bunlar Herat okuluna de tecavüz etselerdı aynı muameleyi görecekler. Celalabattaki okulu işgal etmeye kalksalar tarihte unutmayacakları bir ders alacakler.
Kandahar da işgalcilere karşı direnişte destan yazmış bir yer.

Biz Herat, Mezar-ı şerif, şibirgan ve Celalabattaki dostlarımıza da kokuşmuş yumurta ve domateslerle donatılmaları konusunda mesaj gönderdik. Kürek sapları mevcudiyeti konusunda arkadaşlarımız hem fikir değiller ama işgalcilere karşı tüm imkanlarımızla direniş göstermeye mecburuz.

Sahabe Efendilerimizden Saad (ibn-i Abi Vakkas mı ya da ibn-i Ubade hatırlamıyorum) Efendimiz’e bir mesele hakkında soru soruyor. Sorduğu Meselenin detayını anlatmıyorum isteyen varsa kendisine sonra anlatırım. Aldığı cevap üzerine “Ya Resulallah! Şeriat böyle diyor ama benim onurum izin vermiyor.” Bunun üzerine Allah Resulu s.a.s kendisine ” Saad onurlu bir insan. Ben Allah’ın peygamberi olduğum için ondan daha onurluyum. Yüce Allah ikimizden onurlu ve o onurlu insanı seviyor.
İman için, Milleti için, vicdanı için, ülkesi için onur ve direniş gösterenin inanın Allah yardımcısıdır. İnanıyorum ki biz başaracağız. Başarımızın göstergesi de işgalcilerin dün Mezar-ı Şerif okulundaki alçakça tutumudur. Demek bunlar kabiliyetlerini yitirmişler. Erdemleri olsaydı mantıkla usul ile muhakeme ile meseleleri çözmeye çalışırlardı. Ahlak ve usul caddesinden çıktıklarına göre kardeşimizin dediği gibi Allah’ın izniyle milletin iradesine karşı hiçbir zaman direnemeyecekler.

Okulun velileri arasında yer alan Seyid İbrahim İmad ise şu açıkmalara yer verdi:
 
Veli komitesinin sayın üyelerinin tüm söyledikleri gerçekten çok yerindeydi. Burada Mezarı şerif direnişçilerinin cesaretini de övüyorum. Birkaç kısa meseleye değinmek istiyorum ve sizin vaktinizi almak istemiyorum.

Eğer Afgan devleti bir demokratik devlet ve sistem bir demokratik sistem ise şayet, davranış tarzı niye tağutça ve zalimcedir? Afganistan Cumhuriyetinin kendisine göre bir kısım kuralları var. Ülke mahkeme ve savcılık sistemine sahip. Afgan-Türk okulları Afganistan toprağından dost ülke Türkiye’ye karşı herhangi kanun dışı bir girişimde bulunmuşlarsa , tarihte nitekim gösterdiğimiz gibi, yine Türk halkına sahip çıkarız.

Afgan-Türk NGO’ları 20 yıl boyunca herşeyden daha ziyade eğitim ve öğretime ihtiyaç duyduğumuz bir zaman diliminde bu ülke çocuklarının eğitimine hizmet etmişler. Çok fazla sıkınıtı çekmişler. Bizim mücahit bir millet olarak hicret geçmişimiz de vardır. Tüm bunları ve hicret döneminde çektiğimiz sıkıntıları hatırlayarak bize kardeş, dost ve muhacir olarak sığınan bu kardeşlerimizi size teslim etmeye Afgan, Müslüman ve muhacir onurumuz asla izin vermez.

Ben Türkiye devletinden şikayetçiyim. Allah korusun eğer bugün Afgan-Türk okulları kapansa zarar görecek olan sadece Afganistan eğitimi değildir. Buradaki yatırımcıların çok önemli bir kaygısı, çocuklarının eğitimidir. Onların çocukları bu okullarda okuyorlar. Eğer bu yatırımcılar çocuklarının eğitim sorunundan dolayı ülkeyi terk ederlerse, ülkenin ekonomik sitemi de sekteye uğrar. Bu bir nevi düşmanlıktır.
Saniyen, biz ekmek ve sudan ziyade eğitime muhtaç olduğumuz bir zaman dilimindeyiz. Biz bu cehalet döneminı ancak eğitimle aşabiliriz. Düşmanımız maalesef eğitimimize saldırıyor.

Biz Afgan ve Türk devletine söz veriyoruz, Afgan-Türk okulları Türkiye devletine ya da milletine zerre kadar gayri meşru bir siyasi girişimde bulunmuşlarsa biz kendimiz onları muhakeme edeceğiz, ama size teslim etmeyeceğiz.

Mesele sadece basın konferansı ve bir takım demeçle bitmeyecek. Eğer bu çirkin davranışınız bir daha tekrar ederse, cesur Afgan halkından size yeni sıkıntılar üretecek çok ciddi bir reaksiyonla karşılaşacaksınız.

Hükümetimizden istediğimiz, bu okulları siyasi menfaatlerinin kurbanı etmemekle en azından eğitim karnelerinde millete sunacak hoş bir şey bulundurmalarıdır. Dışişleri
bakanlığımız şahsi menfaatleri için okulları satmıştır.

Bizler bir kere daha, Türk devletine duyuruyoruz ki eğer sizler gerçekten iddia ettiğiniz gibi
dostlarımız iseniz, gelin kendi kurduğunuz idareyi geliştirin. Ama sizler bu önceden kurulmuş bir sistemi gasp edemezsiniz. Biz koruyacağız Allah’ın izni ile. Sizin vaktinizi fazla almayacağım. Arkadaşlarımızın daha önce söylediklerini doğruluyorum ve bu yolda sizinle beraber yürüyeceğime söz veriyorum.

 
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ