AYM gerekçeli kararını açıkladı; gözler 'tahliye' için yerel mahkemelerde

Anayasa Mahkemesi (AYM) yazarlar Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında verdiği ‘hak ihlali’ kararına rağmen yerel mahkemeler ve üst mahkemenin tahliye taleplerini reddetmesi üzerinden tartışmalar sürüyor.


 
Dünya medyasında da gündem olan karar için yerel mahkeme AYM kararının Resmi Gazete'de yayımlanmamasını gerekçe göstermişti.
 

Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ ise, yüksek mahkemenin, “anayasanın belirlediği sınırları aştığını" iddia etmişti.
 
AYM Genel Kurulu'nun tahliyeleri gerektiren “hak ihlali” kararları, bugün (19 Ocak 2017) Resmi Gazete'de yayımlandı. Artık gözler, tahliye taleplerini reddeden İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ile 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesine çevrilmiş durumda.
 
Anayasa Mahkemesi'nin Resmi Gazete'nin bugünkü nüshasında yayımlanan ihlal kararlarının gerekçesinde, başvurucuların suç işlediğine dair 'kuvvetli' delilin yeterince ortaya konulamadığı belirtiliyor. Yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konmadan yapılan tutuklamanın, ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceğine vurgu yapılıyor.
 
Altan kararının gerekçesinde , “Türbülans” başlıklı yazıyı yazarken "FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin kanaat oluşmasını sağlayacak nitelikteki olguların soruşturma makamlarınca gösterilemediği” ifade ediliyor.
 
AYM, Alpay’a ilişkin kararında ise tutuklanmaya gerekçe olarak gösterilen “Din Savaşıymış”, “Erdoğan ile Batı Arasında”, “Evet Suç da Ceza da Şahsidir”, “Bu Millet Bidon Kafalı Değildir”, “Çıkar Yol Erdoğan’sız Hükümet” ve “Cumhurbaşkanı Seyirci Kalamaz” başlıklı yazıların "FETÖ/PDY"nin amaçları doğrultusunda yazıldığı iddia edildi ancak bunun somut olgularla açıklandığı” vurgulanıyor.
 
Gerekçeli kararda, daha önce benzer şekilde MİT TIR’ları davasında “hak ihlali” kararı verilerek tahliye edilen eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül hakkında verilen karara da atıf yapılıyor:
 
"125. Diğer taraftan halkın özellikle kamuyu ilgilendiren tartışmalara katılımının sağlanması demokratik toplum için vazgeçilmez niteliktedir. Bunun için kamuyu ilgilendiren tartışmalara ilişkin her türlü fikir ve bilginin yayılabilmesi, halkın da bunlara ulaşabilmesi gerekir. Bu bağdamda ifade özgürlüğünün özel bir görünümü olan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumda ayrı bir önemi bulunmaktadır. Zira anılan özgürlük sadece basının fikir ve bilgileri yaymasına değil, halkın bunlara ulaşmasına da imkân sağlar."
 
"126. Şeffaflık ve hesap verilebilirlik de demokratik bir toplum düzeninin gereklerindendir. Demokrasinin sağlıklı işleyişi, kamu makamlarının yalnızca yasama ve yargı organları tarafından değil siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve basın gibi demokratik toplumun vazgeçilmez unsurları tarafından da denetlenmesine bağlıdır. Bu bağlamda basın - kamunun “gözetleyicisi” olarak - farklı kaynaklardan bilgi ve fikirleri yayarak şeffaflık ve hesap verilebilirliğinin sağlanmasına da katkıda bulunur. Böylelikle basın özgürlüğü sayesinde farklı kaynaklardan bilgi ve fikirlere ulaşan kamuoyu, kamu gücünü elinde bulunduranların iş ve işlemlerine ilişkin daha sağlıklı kanaat oluşturabilir."
 
O dönem Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uymuyorum, saygı da duymuyorum", "Yerel mahkeme bu karara direnebilirdi. O zaman AYM’nin kararı boşa çıkacaktı" demişti.
 
Anayasa Mahkemesi'nin Alpay ve Altan hakkındaki gerekçeli kararlarındaki ortak değerlendirmelerinde ise; “Yazılar ve konuşmalar dışında somut olgu ortaya konulmadan başvurucuların tutuklanmış olmasının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik caydırıcı bir etki doğurabileceği de açıktır. Bu itibarla ifade ve basın özgürlüklerinin de ihlal edildiği sonucuna varılmıştır” dendi.
 
Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan, Şahin Alpay hakkında verdiği “hak ihlali” kararı, Türkiye’de 15 Temmuz sonrası ilan edilen olağanüstü hâl ile sağlıklı bir şekilde işlemez hâle getirilen hukuk adına bir “hayat belirtisi”ydi bir anlamda. Ancak hemen ardından yerel mahkemenin yüksek mahkeme kararını tanımaması bunu suya düşürdü.
 
Türkiye’nin önde gelen hukukçuları, AYM kararının uygulanmamasını skandal olarak yorumluyor.
 
Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, ağır ceza mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını uygulamamasının, Türkiye’de bireysel hak aramada AYM’yi işlevsiz hale getireceği görüşünde. İlk defa bir alt mahkemenin “Ben Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayacağım” dediğini vurgulayan Türmen, daha önce “Bireysel başvuru hakkı için önce Anayasa Mahkemesi’ne gidin” diyordu ve başvuruları reddededn AİHM’in son kararladirekt başvuruları kabul edebileceği görüşünü dile getirmişti.
Yükleniyor...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER MEDYA HABERLERİ